Haber Giriş Tarihi: 13.08.2026 15:58
Haber Güncellenme Tarihi: 13.08.2026 15:58

İzmir’de yaz okulu öğrencileri ile bir araya gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Eğitim sistemimizin başarılı olması için yeteneği olmayan bir alanda herkesi zorla matematik öğrenmeye zorlamamamız gerekiyor. Okul çeşitliliğini artırıyoruz. Müzik konusunda yeteneği olan çocuklarımız için sadece müzik üzerine kurulmuş müzik ilkokulu, ortaokulu ve lisesi açtık. Spor okullarımızı tematik hale getirdik" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İzmir temasları kapsamında Bornova Kültür ve Sanat Merkezi’nde yaz okulu öğrencileri ile buluştu. Program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti ve sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Öğrencilerin sorduğu sorulara yanıt veren Tekin, "Okulda kullandığımız bir programın sürekli olarak kendini yenilemesi lazım. 1980’li, 1990’lı, hatta 2000’li yılların başında sizin bilgiye erişmek için başka imkanımız yoktu. Okulda mümkün olduğunca fazla bilgi vermek üzere bir müfredatımız vardı. Biz okulda öğretmenlerimize en çok şu soruyu soruyorduk. ‘Öğretmenim, bu öğrettiğiniz şey bize dışarıda ne faydası var? Nerede kullanacağız’ diye soruyorduk. Toplumla ilişkilerde ne faydası var? İnsan ilişkilerinde ne faydası var? Bu bilgiye sahip olmanın sizin aile hayatınızda size ne faydası var? Bunları öğrenmeniz lazım. Biz de Türkiye Yüzyılı modeliyle bunu değiştirmeye çalıştık. Bilgi vermekten bilgiyi nerede faydası olacağını, nerede kullanacağını öğretmeye geçelim dedik. Bununla beraber derslerde sosyal sorumluluk projeleri, topluma entegre olma, toplumun değerlerini içselleştirmeyi bunun içine dahil ettik" diye konuştu.
Programa gelirken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da selamını getirdiğini ifade eden Bakan Tekin, şunları kaydetti:
"Çocuklar, ben sizden icat çıkarmanızı, yeni icatlar yapmanızı, bu ülkenin milli birlik ve beraberliği ile ekonomik kalkınması için yeni icatlar ortaya koymanızı yeni müfredatımızla bekliyorum. Ben de sizin için elimden gelen her şeyi yapacağım inşallah. Eğitim sistemimizin başarılı olması için yeteneği olmayan bir alanda herkesi zorla matematik öğrenmeye zorlamamamız gerekiyor. O yüzden okul çeşitliliğini artırıyoruz. Şu anda müzik konusunda yeteneği olan çocuklarımız için sadece müzik üzerine kurulmuş müzik ilkokulu, ortaokulu ve lisesi açtık. Spor okullarımızı tematik hale getirdik. Voleybol, basketbol, yüzme, bisiklet lisesi gibi liseler açmıştık. Şimdi onların ortaokullarını açıyoruz. Liselerde ise sanat liseleri, meslek liseleri, sosyal bilimler liseleri ve imam hatip liseleri gibi okullarla çocuklarımızı fen, sosyal bilimler, sanat ve spor alanlarında yeteneklerine göre yönlendirmek istiyoruz. Mahalle baskısıyla hareket etmeyin. Yeteneğiniz ve becerileriniz sizi neye sevk ediyorsa o türden okulları seçin."
Çok köklü bir milletin mensubu olduğunu ifade eden Bakan Tekin, "Bizim devlet ve toplum geleneğimiz, dünyadaki en güçlü ve en eski geleneklerden bir tanesidir. Bu ülkenin, bu milletin ve bu devletin ilelebet payidar kalması, kültürümüzün, toplumsal yapımızın ve aile yaşamımızın sonsuza kadar devam etmesi için ne gerekiyorsa onu yapın. Bazen okullarımıza gidiyorum ve ‘Keşke bizim zamanımızda da böyle okullar olsaydı’ diyorum. TÜGVA’nın yelken yarışmasının başlangıcını yaptık. Keşke dedim, biz çocukken, biz bu yaşlardayken bizim için de bu tür yarışları organize eden bir sivil toplum kuruluşumuz olsaydı. Gözlerinizdeki heyecanı gördüm. Kur’an-ı Kerim’e burada geçtiğinizi duydum ve inanılmaz derecede mutlu oldum. En çok sevdiğim dersler de bu tür sosyal etkinlikler. Kendimizi ifade edebileceğimiz, konuşabileceğimiz, türkü, marş ve ilahi söyleyebileceğimiz dersler olurdu diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
"Ülke ve devlet olarak akademik alanda geride kaldığınız zamanlarda, başka ülkelerin ürettiği kavramları ve literatürü kullanmak zorunda kalırsınız" diyen Bakan Tekin, şöyle devam etti: "Amerika örneğindeki gibi, Osmanlı ile Batılılar arasında savaşlar olmuş. Bizim ülkemize saldırmışlar. Bunun adı açıkça saldırıdır ama onlar bunu "sefer" diye adlandırıyorlar. Söyleyen onlar ama biz niye onların ürettiği kavramları onların istediği şekilde kullanalım. "Aydınlanma" diye bir kavram var. Avrupa, kendi orta çağını "karanlık çağ" olarak adlandırıyor. Çünkü Osmanlı’ya göre geri kalmış durumdaydı. O dönem, Osmanlı’nın yükseldiği ve egemen olduğu bir dönemdi. Öyle olduğu için orayı karanlık çağ olarak tanımlıyorlar. Osmanlı’ya üstünlük sağladıkları ve Osmanlı’nın gerileme dönemine girdiği süreci ise "Aydınlanma Çağı" olarak tanımlıyorlar. Biz Osmanlı’nın torunları olarak, kendi gerilediğimiz ve Batı’nın ilerlediği döneme niye "Aydınlanma" diyelim ki? Bu durum bizim düşünce yapımızı da etkiliyor. Atatürk 9 Eylül’de İzmir’e gelirken ne demiş? "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri" Niye Ege dememiş? Çünkü o zaman o denizin adı Ege değil. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Yunanlıların baskısıyla Ege ismini alıyor."