ASO Başkanı Ardıç: "NATO’nun uygulama planı hazırlanırken Ankara sanayisinin ihtiyaçlarının ulusal karar süreçlerine yansıması için çalışacağız"

Haber Giriş Tarihi: 26.08.2026 11:39
Haber Güncellenme Tarihi: 26.08.2026 11:39
https://www.astv.com.tr
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, NATO’nun savunma tedarikindeki yeni düzenine üyelerini hazırlamak için gerekli adımları atacaklarının altını çizerek, "NATO’nun uygulama planı hazırlanırken Ankara sanayisinin ihtiyaçlarının ulusal karar süreçlerine yansıması için çalışacağız" dedi.
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Ağustos ayı Meclis Toplantısı’nda Türkiye’nin sanayi politikası ve küresel rekabette yaşanan değişime ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantı çerçevesinde stratejik sektörlerin desteklenmesi, enflasyonla mücadele sürecinde üretimin korunması, Ankara sanayisinin gelişimi ve NATO Zirvesi’nin Türk sanayisine sunduğu fırsatları ele aldı.
Burada bir konuşma gerçekleştiren ASO Başkanı Ardıç, ENR 2026 listesinde yer alan Türk müteahhitlik firması sayısının 45’ten 48’e yükseldiğini de hatırlattı. Ardıç, firmaların 22’sinin Ankara merkezli olmasının gurur verici olduğunu söyledi. Ardıç, listede yükseliş gösteren Türk firmalarını ve çalışanlarını da kutladı.

"Yeni dönemde savunma sanayii, siber güvenlik, uydu ve radar sistemleri ulusal güvenliğin temel unsurları olarak öne çıkıyor"
Ardıç, ülkelerin sanayi politikalarının yeni bir faza geçtiği vurgulayarak, devletlerin teşvik sistemlerinin daha seçici ve proaktif hale geldiğini kaydetti. Ardıç, "Devletler düzenleyici olmanın ötesine geçiyor; yatırımcı, finansör ve stratejik yönlendirici olarak sahaya iniyor. Stratejik teşvikler, uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman, kamu alımları gibi hedef odaklı sanayi politikaları bugün küresel rekabetin temel araçları haline geliyor. Bu yeni dönemde bazı sektörler, taşıdıkları stratejik önemle diğerlerinden ayrışıyor. Savunma sanayii, siber güvenlik, uydu ve radar sistemleri ulusal güvenliğin temel unsurları olarak öne çıkıyor. Yarı iletkenler, yapay zekâ, robotik ve kuantum teknolojileri ekonomik ve teknolojik üstünlüğün belirleyici alanları arasında yer alıyor. Batarya, elektrikli araç, güneş paneli ve hidrojen teknolojileri ise enerji dönüşümüne yön veriyor" açıklamasında bulundu.

"Teşvik, küresel rekabete hazırlayan ve sonuç üreten bir sanayi politikası olmalıdır"
Ardıç, küresel rekabetin üretim ve ihracatın ötesine geçtiğini belirterek, Çin’in stratejik sektörlere yönelik finansman ve teknoloji politikalarıyla güneş paneli, lityum batarya ve elektrikli araç gibi alanlarda güçlü bir üretici konumuna geldiğini söyledi. OECD verilerinin de bu modelin küresel rekabetteki etkisini ortaya koyduğunu ifade eden Ardıç, şöyle konuştu:
"Bu modelin bize verdiği mesaj açıktır. Sanayi politikası, bütün firmalara aynı ölçüde destek dağıtan genel bir teşvik sisteminden ibaret değildir. Önemli olan, ülkenin geleceği açısından stratejik alanları belirlemektir. Teknoloji geliştirme, verimlilik, ihracat, yerlileştirme ve nitelikli istihdam kapasitesi bulunan firmaları uzun vadeli ve performansa dayalı araçlarla büyütmektir. Teşvik, işletmeyi geçici olarak ayakta tutan bir yardım değil; onu küresel rekabete hazırlayan, teknolojik ilerlemeye zorlayan ve sonuç üreten bir sanayi politikası olmalıdır. Ülke olarak bizim önceliğimiz de; kendi üretim yapımıza, finansman imkânlarımıza ve dış ticaret ilişkilerimize uygun özgün bir model kurmak olmalıdır."

"Bir yandan işletmelere süreli bir nefes alanı açmalı, diğer yandan seçici destek sistemini bugünden kurmalıyız"
Destek sistemini yeniden kurarken artık desteğin kime verildiğine değil nereye verildiğine bakılması gerektiğini dile getiren Ardıç, "Firmayı büyümeye teşvik ediyoruz; firma ölçek kazandığında ise desteği kesiyoruz. Tam güç birikmeye başladığı anda sistem elini çekiyor. Stratejik alanları kamu ve özel sektör birlikte belirlemeli; o alanlarda hangi firmanın destekleneceğine performans karar vermelidir. Büyüyen, yatırım yapan ve ihracatını artıran işletmenin desteği kesilmemeli; büyüme ve ihracat taahhüdü karşılığında devam etmelidir. Ancak bugünün şartlarını da görmeliyiz. Sanayicimiz yüksek finansman maliyeti, uzun tahsilat vadeleri ve daralan taleple mücadele ediyor. Bu nedenle iki hattı aynı anda yürütmeliyiz: Bir yandan işletmelere süreli bir nefes alanı açmalı, diğer yandan seçici destek sistemini bugünden kurmalıyız" değerlendirmesinde bulundu.

"Dezenflasyon programının sanayisizleşmeye dönüşmesine de izin veremeyiz"
Ardıç, yıllık enflasyonun Mayıs 2024’teki yüzde 75 seviyesinden yüzde 30’lara gerilemesinin önemli olduğunu fakat enflasyonla mücadelenin sanayiciler açısından ağır maliyetler oluşturduğunu ifade ederek, "Enflasyonla mücadeleden vazgeçmek elbette mümkün değildir. Ancak dezenflasyon programının sanayisizleşmeye dönüşmesine de izin veremeyiz. Sanayicilerimiz bugün yeni yatırım yapmanın değil, bu zor şartlara daha ne kadar dayanabileceğinin, nasıl ayakta kalabileceğinin hesabını yapıyor. Fiyat istikrarını sağlamaya çalışırken, üretim istikrarını kaybetmemeliyiz. İhtiyacımız olan, enflasyonla mücadeleyi üretimi ve ihracatı gözeterek önceleyen daha dengeli bir politika bileşimidir. Bu mücadele Merkez Bankası’nın faiz politikasıyla sınırlı kalamaz. Kamu harcamaları, vergi politikası, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ve beklenti yönetimi; para politikası ile güçlü bir eş güdüm içinde yürütülmelidir" şeklinde konuştu.

"NATO Zirvesi’nin sanayimiz açısından önemi, savunma üretim ve tedarik düzeninde başlayan değişimdir"
Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin stratejik konumunu güçlendirirken sanayi açısından da yeni fırsatlar sunduğunu kaydeden Ardıç, "Zirvede güvenlik politikalarının yanı sıra savunma üretimi, teknolojik kapasite, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve sanayi iş birlikleri de gündemin merkezinde yer aldı. Ortak üretim kapasitesinin genişletilmesi, savunma ticaretindeki engellerin azaltılması ve KOBİ’lerin tedarik sistemine daha güçlü şekilde entegre edilmesi yönünde önemli kararlar alındı. Kamuoyunda 50 milyar doların üzerinde yeni tedarik rakamı konuşuldu. Oysa zirvenin sanayimiz açısından asıl önemi, savunma üretim ve tedarik düzeninde başlayan değişimdir. Yeni dönemde bir ürüne veya fabrikaya sahip olmanın yanında, üretim kapasitesinin belgelenebilir, uluslararası sistemlerde görünür ve gerektiğinde hızla dönüştürülebilir olması da stratejik değer taşıyor. Bu yaklaşım, henüz ürünü olmasa da makine altyapısı ve üretim kabiliyeti bulunan firmalarımıza uluslararası tedarik zincirlerinin kapısını açabilir" ifadelerini kullandı.

"NATO’nun uygulama planı hazırlanırken Ankara sanayisinin ihtiyaçlarının ulusal karar süreçlerine yansıması için çalışacağız"
Ardıç, ASO olarak NATO’nun savunma tedarikindeki yeni düzenine üyelerini hazırlamak için gerekli adımları atacaklarının altını çizerek, "Firmalarımızın hazırlık düzeyini tespit edecek; kapasite raporlarımızdan yararlanarak Ankara sanayisinin uluslararası sistemlerde aranabilir kabiliyet envanterini çıkaracağız. Kodlama ve teknik dosya eğitimlerinden test ve belgelendirme süreçlerine kadar ihtiyaç duydukları her alanda firmalarımızın yanında olacağız, bir tip sözleşme kılavuzu hazırlayacağız. NATO’nun uygulama planı hazırlanırken Ankara sanayisinin görüş ve ihtiyaçlarının ulusal karar süreçlerine yansıması için çalışacağız" dedi.

"Yeni dünyada güvenlik kapasitesi ile sanayi gücü birbirinden ayrı düşünülemez"
KOBİ’lerin savunma sanayii tedarik zincirlerinde kazandıkları deneyimi kendi ürün ve teknolojilerini geliştirmeye yöneltmeleri gerektiğini dile getiren Ardıç, hedefin KOBİ’leri özgün ürün geliştiren ve küresel pazarlarda rekabet eden şirketlere dönüştürmek olduğunu söyledi. Ardıç sözlerine şu şekilde devam etti:
"Yeni dünyada güvenlik kapasitesi ile sanayi gücü birbirinden ayrı düşünülemez. Güçlü bir savunma sanayii; üretim kabiliyeti, teknoloji, finansman ve nitelikli insan kaynağıyla mümkündür. Başkentimiz, bu dört unsuru buluşturan, üniversite ile sanayinin bir araya geldiği ender merkezlerden biridir. Ülkemizin jeopolitik önemini ekonomik ve teknolojik üstünlüğe dönüştürürken Ankara’yı da bu sürecin öncü merkezlerinden biri hâline getirmek için kararlılıkla çalışıyoruz."