RTÜK Başkanı Daniş: "Türk dizileri Türkiye’nin hikayesini dünyaya ihraç ediyor"

Haber Giriş Tarihi: 28.08.2026 16:58
Haber Güncellenme Tarihi: 28.08.2026 16:58
https://www.astv.com.tr
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, Türk dizilerinin kültür, ekonomi ve kamu diplomasisi açısından önemli bir değer taşıdığını ifade ederek "Türk dizileri Türkiye’nin hikayesini dünyaya ihraç ediyor" dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nca İstanbul’da düzenlenen ‘Türkiye Markasının Küresel Anlatısı: Türk Dizileri’ panelinde konuşan RTÜK Başkanı Daniş, Türk dizi sektörünün küresel başarısını değerlendirdi. Türk dizilerinin bugün 170’ten fazla ülkede yaklaşık bir milyar izleyiciye ulaştığını, sektörün yıllık ihracat gelirinin ise bir milyar doları aştığını belirten Daniş, "Bu büyük başarıda emeği geçen tüm yapımcılarımızı, senaristlerimizi, yönetmenlerimizi ve ekranın arkasındaki bütün çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum" dedi.
Türkiye’nin satış ve ihracat gücü bakımından dünyanın en büyük üç televizyon endüstrisinden biri haline geldiğine dikkati çeken Daniş, Türk dizilerinin yalnızca bir yayıncılık ürünü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
"Bugün çok gurur verici bir tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye hakkında ilk kanaatini izlediği bir Türk dizisinden edinen milyarlarca insan var. Onların ekranlarında gördüğü şehir bizim şehrimiz, duyduğu dil bizim Türkçemiz, etrafında toplandığı sofra bizim soframızdır."

"Türk dizileri Türkiye’nin markalaşma sürecine katkıda bulunuyor Türkiye’yi merak edilen bir ülkeye dönüştürüyor"
Türk dizilerinin kültür, ekonomi ve kamu diplomasisi açısından önemli bir değer taşıdığını ifade eden Daniş, "Biz dünyaya sadece dizi ihraç etmiyoruz; dil, duygu, davranış, ilişki biçimi ve değer de ihraç ediyoruz" dedi.
Dizilerin Türkiye’nin uluslararası markalaşma sürecine sağladığı katkıya işaret eden Daniş, Türk yapımlarının İstanbul’dan Kapadokya’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e Türkiye’nin şehirlerini, mimarisini, yaşam biçimini ve kültürünü dünyanın dört bir yanındaki izleyicilerle buluşturduğunu söyledi. Daniş şöyle devam etti:
"Türk dizilerimiz hikayelerimizi dünyaya taşıyan kültürel ihracat ürünlerimizdir. Başka bir kıtada, dilimizi hiç bilmeyen bir insan, bir Türk ailesinin hikayesinde kendi hayatından bir şeyler bulur. Türkiye’nin markalaşması süreci dediğimiz şey de tam böyle, sessizce ve birike birike kurulur. Türk dizilerinin bu tabloda özel bir yeri var. Türkiye’yi uzaktan izlenen bir ülke olmaktan çıkarıp merak edilen bir ülkeye dönüştürüyorlar. İnsanlar Türkiye’yi sadece bir ülke olarak değil, tanıdıkları karakterlerin yaşadığı, duygusal bağ kurdukları bir yer olarak görmeye başlıyorlar. Diziyi izliyor, ardından oyuncuyu merak ediyor, İstanbul’u araştırıyor, Türkçe kelimeler öğreniyor, Türkiye’ye seyahat etmek istiyor."

Türk dizilerinin küresel başarısının dört unsuru
Türk dizilerinin dünya çapındaki başarısının arkasında dört temel unsur bulunduğunu belirten Daniş, bunları güçlü hikaye anlatıcılığı, Türkiye’nin görsel ve kültürel cazibesi, sektörün üretim kabiliyeti ve dijital platformların oluşturduğu yeni dağıtım imkanları olarak sıraladı.
Türk yapımlarının yerel hikayelerden beslenirken evrensel duygulara ulaşabildiğini ifade eden Daniş, sektörün uzun soluklu ve yüksek prodüksiyon standartlarına sahip içerik üretme konusunda önemli bir deneyim kazandığını kaydetti.
RTÜK tarafından 26 ilde 20 bin 202 kişiyle gerçekleştirilen Medyametre 2025 Araştırması’nın sonuçlarını da paylaşan Daniş, televizyonun yüzde 82,5 ile Türkiye’de en yaygın kullanılan medya mecrası olmayı sürdürdüğünü belirtti.
Vatandaşların televizyon karşısında günlük ortalama 3 saat 40 dakika geçirdiğine dikkati çeken Daniş, "Bu muazzam süre bize şunu gösteriyor, ekran, evimize uğrayan sıradan bir misafir değil; evin en uzun süre konuşan üyelerinden biridir" dedi.
Daniş, haziran ayında düzenlenen ‘Dijital Anafor-Ekran Bağımsızlığı Zirvesi’ kapsamında yapılan incelemelerde, 2024-2025 yayın sezonunun en çok izlenen beş dizisinde yer alan 148 bölüm ve 400 saatlik içeriğin incelendiğini hatırlattı.
İncelemede beş dizinin dördünde ailenin ağırlıklı olarak çatışma, rekabet, entrika ve krizlerin yaşandığı bir alan olarak ele alındığının görüldüğünü belirten Daniş, olumsuz anne-baba temsilleri, iletişimsizlik ve aile sofrasının sürekli sırların ortaya döküldüğü bir gerilim alanı olarak resmedilmesinin öne çıktığını söyledi.

"Yayın özgürlüğünü demokratik toplumun temeli olarak görüyoruz"
RTÜK’ün içerik üreticilerine belirli hikayeleri anlatıp anlatmamaları yönünde müdahalede bulunan bir kurum olmadığının altını çizen Daniş, yayın özgürlüğünü demokratik toplumun temel unsurlarından biri olarak gördüklerini vurgulayarak şunları söyledi:
"Burada RTÜK’ün yaklaşımını açıkça ifade etmek isterim: Biz içerik üreticisine ’şu hikayeyi anlat, bunu anlatma’ demiyoruz. Yayın özgürlüğünü demokratik toplumun temeli olarak görüyoruz. Görevimiz yalnızca ceza vermek de değildir; biz iyi yapımları destekleyen, teşvik eden bir kurumuz. Bunun yanında izleyicinin, özellikle de çocuklarımızın ve gençlerimizin haklarını korumakla yükümlüyüz; mecralar değişiyor, ama bu sorumluluk ortadan kalkmıyor."
Bu anlayışla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle ‘Aile ve Çocuk Dostu Yapım ve Dizi Teşvik Ödülleri’nin hayata geçirildiğini belirten Daniş, 2026 yılında 10 ayrı kategoride toplam 25 milyon liralık teşvik verileceğini söyledi.

Dizi sektörünün sürdürülebilirliği için yeni üretim modeli vurgusu
Türk dizi sektörünün küresel başarısının sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Daniş, sektörün önünde bölüm süreleri, artan bütçeler ve finansman ihtiyacı ile küresel dijital platformların farklı üretim modellerinden kaynaklanan önemli sorunların bulunduğuna işaret etti.
Türkiye’de bir dizinin ortalama bölüm süresinin 130 dakika bandında olduğunu belirten Daniş, uzun bölüm sürelerinin ihracatta avantaj sağlarken daha uzun set günleri, yüksek prodüksiyon maliyetleri, oyuncu ve teknik ekipte yorgunluk, senaryoda uzatma baskısı ve daha yüksek finansman ihtiyacını beraberinde getirdiğini söyledi. Daniş, "Yani ihracatta avantaj sağlayan model, yerli üretimde maliyet dezavantajına dönüşebiliyor" açıklamasını yaptı.
Küresel dijital platformların sekiz bölümlük ve yaklaşık 40-60 dakikalık yapımlara dayanan üretim modeli ile geleneksel televizyonun yaklaşık 30 bölüm ve 120-150 dakikalık yapım modelinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade eden Daniş, Türkiye’nin bundan sonraki süreçte ‘konvansiyonel televizyon dizileri’ ile ‘küresel dijital dizileri’ olmak üzere iki ayrı üretim modelini birlikte yönetmesi gerektiğini kaydetti.

Sürdürülebilirlik için strateji
Türk dizi sektörünün geleceğinde anahtar kelimenin ‘nitelik’ olması gerektiğini belirten Daniş, "Bu tespitlerden hareketle, bunu beş başlıkta özetleyebilirim: Daha az değil, daha verimli üretim. Riski paylaştıran finansman modelleri. Hikayeleri çeşitlendirmek, ’Türk dizisi’nden ’Türk içerik ekosistemine geçmek" dedi.
Bölüm sürelerinin kademeli olarak daha makul seviyelere çekilmesi, riski paylaşan yeni finansman modellerinin geliştirilmesi ve Türk dizilerinin farklı türlerle çeşitlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türk dizilerinin aşk ve aile dramalarında dünya çapında güçlü bir marka oluşturduğunu ifade eden Daniş, Türkiye’nin geniş hikaye hazinesinden yararlanılarak farklı dizi ve film türlerinde de uluslararası pazarlara açılmasının önemine dikkati çekti.
Daniş ayrıca ‘Türk dizisi’ anlayışından daha geniş bir ‘Türk içerik ekosistemi’ yaklaşımına geçilmesi gerektiğini belirterek, bir dizinin çevresinde müzik, kitap, oyun, turizm rotası, gastronomi, lokasyon tanıtımı, lisanslı ürün, format ve uyarlama gibi alanların geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Daniş, "Böylece bir yapımın ekonomik değeri yalnızca yurt dışına bölüm satışından ibaret olmaktan çıkar" ifadelerini kullandı.

"Asıl hedef daha nitelikli ve güçlü Anadolu hikayeleri anlatabilmek"
Türk dizi sektörünün gelecekte de büyümeye devam edeceğine inandığını belirten RTÜK Başkanı Daniş, sektörün en büyük güçlerini hikaye anlatma kabiliyeti, güçlü sektör ve Türkiye’nin dünyada giderek artan kültürel görünürlüğü olarak sıraladı.
Bu gücün doğru bir düzenleme anlayışı, nitelikli insan kaynağı, teknolojik dönüşüm ve uluslararası iş birlikleriyle desteklenmesi halinde Türk dizilerinin bugün ulaştığı coğrafyaların çok daha ötesine geçeceğini vurgulayan Daniş, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bizim için asıl hedef yalnızca dünyaya daha çok Türk dizisi izletmek değil; kendi kültürel kimliğimizi koruyarak dünyaya daha nitelikli, daha güçlü Anadolu hikayeleri anlatabilmektir. Sektörümüzün sağduyusuna ve gücüne sonuna kadar güveniyoruz. Türk dizi sektörü gelecekte de büyümeye devam edecektir. Çünkü elimizde üç büyük güç var: Hikaye anlatma kabiliyeti, güçlü bir sektör ve Türkiye’nin dünyada giderek artan kültürel görünürlüğü. Bunları doğru bir düzenleme anlayışı, nitelikli insan kaynağı, teknolojik dönüşüm ve uluslararası iş birlikleriyle desteklediğimiz takdirde, Türk dizilerinin bugün ulaştığı coğrafyaların çok daha ötesine geçeceğine inanıyorum. Çünkü bizim için asıl hedef yalnızca ’dünyaya daha çok Türk dizisi izletmek’ değil; kendi kültürel kimliğimizi koruyarak dünyaya daha nitelikli, daha güçlü Anadolu hikâyeleri anlatabilmektir. Sektörümüzün sağduyusuna ve gücüne sonuna kadar güveniyoruz. Bu düşüncelerle panelimizin sektörümüze ve ülkemize yeni ufuklar açmasını temenni ediyor, hepinizi bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum."