Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bakan Gürlek: "Türkiye artık eski Türkiye değil. Eski Türkiye’de şahıslar güçlüydü. Bugün ise devlet güçlü, kurumlar güçlüdür"

Haber Giriş Tarihi: 07.08.2026 14:58
Haber Güncellenme Tarihi: 07.08.2026 14:58
Kaynak: İHA
Bakan Gürlek: "Türkiye artık eski Türkiye değil. Eski Türkiye’de şahıslar güçlüydü. Bugün ise devlet güçlü, kurumlar güçlüdür"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) tarafından Iğdır’da düzenlenen Dijital Medya Çalıştayı’na katılarak gazetecilerle bir araya geldi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Gürlek, "Terörsüz Türkiye" süreci, yeni yasal düzenlemeler ve Adalet Bakanlığı’nın yapay zeka çalışmaları, faili meçhul cinayetler, ahbap soruşturması ve suça sürüklenen çocuklar hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) tarafından Iğdır’da düzenlenen Dijital Medya Çalıştayı’na katılan Adalet Bakanı Akın Gürlek, çalıştayda gazetecilerle sohbet ederek önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek açıklamasında, "Meclisimizin temel gündem maddesi "Terörsüz Türkiye" İnşallah "Terörsüz Türkiye" sürecini de pazar günü Genel Kurul’a getiriyoruz. Pazar günü Türkiye, inşallah yeni bir sabaha, yeni bir aydınlığa uyanacak. Ekim ayında da özellikle sosyal medya yasamız var. Burada önemli düzenlemeler getiriyoruz. Özellikle siz zaten bunları yapmıyorsunuz, sizi ayrı tutuyoruz. Ancak sosyal medyada maalesef ciddi bir dezenformasyon ve bilgi kirliliği var. Bir haber ya da bir algı üzerinden insanlar birbirlerini itham ediyor, özel hayatları hedef alınıyor ve yalan haberler yayılıyor. Bu konuda ben bu çalıştaya çok önem veriyorum. Tekrardan TİGAD’ın faaliyetlerinin önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum" dedi.

"Eğer bir suç varsa mutlaka faili ortaya çıkarılmalı"
"Terörsüz Türkiye" paketini hazırladıklarını dile getiren Bakan Gürlek, "Burada özellikle gazeteci üstatlarımıza ve büyüklerimize çok önemli görevler düşüyor. Bu yasanın vatandaşa doğru şekilde anlatılması gerekiyor. Elbette bize de sorabilirsiniz. Vatandaşın kafası zaman zaman karışabiliyor. Sonuçta hepiniz farklı coğrafyalardan geliyorsunuz. Ben Nevşehir’den geliyorum, siz Kayseri’densiniz. Hepimizin memleketi farklı ama vatandaşlarımıza bu süreci doğru anlatmamız gerekiyor. Özellikle vatandaşlarımızın akıllarında oluşabilecek soru işaretlerini gidermemiz gerekiyor. Ben özellikle sizlerden şunu rica ediyorum: " Terörsüz Türkiye" gerçekten çok büyük bir proje. Düşünün, 40 yılda terörün Türkiye’ye maliyeti 2,3 trilyon dolar. Bu rakam kabinede de sunum olarak paylaşıldı. Bu bizim tespit ettiğimiz rakam; elbette gerçek maliyet daha da fazladır. Türkiye inşallah aydınlığa uyanacak. Hep birlikte ülkeye barış gelecek, huzur gelecek, istikrar gelecek. Bunların yanında kardeşlik de gelecek. Bu çok önemli bir süreçtir. Sizler çok değerli üstatlarsınız. Kaleminiz güçlü, sosyal medyada etkiniz ve ulaştığınız geniş kitleler var. Bu nedenle "Terörsüz Türkiye" sürecinin vatandaşlara doğru anlatılması konusunda sizlere önemli görevler düşüyor. İnşallah bu görevi en iyi şekilde yerine getirirsiniz. Göreve başladığımızda açıkçası bu kadar büyük bir toplumsal ilgi olacağını beklemiyorduk. İlk olarak Gülistan Doku dosyasından başladık. Gülistan Doku dosyasında devletin güçlü iradesi vardı. Bir tarafta da hayatını kaybeden genç bir kızımız vardı. Burada adaletin şahsa, unvana ya da makama göre hareket etmesi söz konusu olamaz. Eğer bir suç varsa mutlaka faili ortaya çıkarılmalıdır. Özellikle Gülistan dosyasından başladık. Daha sonra toplumdaki yoğun ilgiyi de gördük" diye konuştu.

"29 faili meçhul cinayeti aydınlatıldı"
Şu ana kadar kurulan birimin katkılarıyla 29 faili meçhul cinayeti aydınlattıklarını söyleyen Bakan Gürlek, "Iğdır’da da aydınlatılması beklenen bir olay vardı. Bir kayıp ihbarı, cinayet ve soygun şüphesi bulunuyordu. Bizim için önemli olan gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Tuğlayı çektiğimizde duvar yıkılır mı, yıkılmaz mı; bu önemli değil. Biz yeter ki gerçeğe ulaşalım. Bizi ilgilendiren kısım budur. Türkiye artık eski Türkiye değil. Eski Türkiye’de şahıslar güçlüydü. Bugün ise devlet güçlü, kurumlar güçlüdür. Adalet; şahısların unvanına, makamına ya da mertebesine bakmaz. Eğer ortada bir sorumluluk varsa devlet sonuna kadar gider. Ben bunu bütün basın camiamıza, ekip arkadaşlarımıza ve adliyedeki görevli arkadaşlarıma da söylüyorum: "Dosyanın kapağına bakmayın. İsmi bizi ilgilendirmez. Eğer ortada bir cinayet varsa, devletin bunu mutlaka çözmesi gerekir." Bu işin de sonuna kadar üzerine gidin. Ben her zaman diyorum. Hatta "Nereye kadar giderse gitsin." sözü de buradan çıktı. Doğru. Kim olursa olsun, ortada bir cinayet varsa mutlaka ortaya çıkarılması gerekir. Bu çalışmalar toplumda da olumlu bir yankı buldu. Vatandaşlarımızın adalete olan güven duygusu güçlendi. Sonuçta 20, 25 hatta 30 yıl önce işlenmiş bir cinayette vatandaş artık umudunu kaybetmiş oluyor. Bir bakıyorsunuz devlet o cinayeti aydınlatıyor ve hukuk önünde hesabını soruyor. Tabii burada kastettiğimiz, tamamen hukuk çerçevesinde hesap sorulmasıdır. Biz bu dosyaların sonuna kadar üzerine gidiyoruz. İnşallah bu büro çalışmalarına daha da güçlü şekilde devam edecek" şeklinde konuştu.

"Vatandaşlarımızın yüzde 91’i "Terörsüz Türkiye" sürecini destekliyor"
Uğur Mumcu olayı ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, "Gürdal Hanım ve oğluyla görüştük. Başlangıçta bazı ön yargıları vardı. Ancak bizi dinledikten ve samimiyetimizi gördükten sonra onlar da kamuoyuna bir açıklama yaptılar. Burada bir cinayet varsa, aydınlatılmamış yönleri mutlaka ortaya çıkarılacaktır. Bir şahıs yurt dışına kaçmış olabilir. Ama devlet, "Yurt dışına kaçtı." diye bunun peşini bırakmaz. Biz kararlılıkla mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu amaçla bir ekip kurduk. İnşallah arkadaşlarımız görevlerine aynı kararlılıkla devam edecek. Terörün sona ermesi yalnızca huzur, güvenlik ve kamu düzeni açısından önemli değildir. Terör varsa yatırımcı gelmez, hukuk güvenliği oluşmaz. Türkiye bunları 40 yıldır yaşadı. Terör örgütü bu bölgede de etkili oldu. Sayın vekilimizle de, Sayın Valimizle de görüştük. İnsanlarımız artık terörün kesin olarak bitmesini istiyor. Yapılan anketlerde vatandaşlarımızın yüzde 91’i "Terörsüz Türkiye" sürecini desteklediğini ifade ediyor. Bunun üzerine yaklaşık iki yıl önce Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamayla süreç başladı. Ardından komisyon çalışmaları yapıldı ve en sonunda yasa düzenlemesi hazırlandı. Yasa aslında oldukça sade. Ancak vatandaşlarımızın kafasında bazı soru işaretleri var. "Abdullah Öcalan çıkacak mı, çıkmayacak mı?" gibi sorular soruluyor. Ben şunu açıkça ifade etmek istiyorum: "Terörsüz Türkiye" kanun teklifinin maddelerini hazırlayan, Meclis’e katkı sunan kişiler olarak her maddenin hangi amaçla düzenlendiğini biliyoruz"

"Şartlar gerçekleşmeden kanun yürürlüğe girmeyecektir."
"Terörsüz Türkiye" kanunun birinci maddesinin yürürlüğe giriş maddesi olduğunu, PKK/KCK silahlı terör örgütünün tüm unsurlarıyla birlikte kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini vurgulayan Bakan Gürlek, sözlerine şöyle devam etti "Örgütün tamamen tasfiye edildiğinin Milli Güvenlik Kurulu tarafından tespit ve tasdik edilmesinden sonra kanun yürürlüğe girecektir. Yani bu şartlar gerçekleşmeden kanun yürürlüğe girmeyecektir. Önce örgüt tamamen feshedilecek, silahlarını bırakacak ve tasfiye edilecektir. Ardından Milli Güvenlik Kurulu bunun gerçekleştiğine karar verecek. Daha sonra da kanun Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecektir. Elbette bu kanundan yararlanabilecek belirli bir kesim bulunmaktadır. Sayılarıyla ilgili farklı rakamlar telaffuz ediliyor. Ancak burada kademeli bir düzenleme yaptık. Silahlı şekilde adam öldürme eylemine katılmış kişiler, ister yurt dışında olsun ister cezaevinde bulunsun, kesinlikle bu düzenlemeden yararlanamayacaktır. Kanundan yararlanabilecek kişiler ise kanunun ikinci maddesinde açıkça belirtilmiştir. Bunlar propaganda suçu, örgüt üyeliği ile örgüt kurma ve yönetme suçlarından hüküm giymiş, ancak herhangi bir öldürme eylemine iştirak etmemiş kişilerdir. Yurt içinde ya da yurt dışında bulunan bu kişiler belirlenen şartlar çerçevesinde kanundan yararlanabilecektir. Ancak bu da otomatik olmayacaktır"

"Elbette bu süreçte farklı görüşler ve tartışmalar olacaktır"
Kanunun yedinci maddesiyle bir kurul oluşturduklarını söyleyen Bakan Gürlek, "Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında; Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinin yer aldığı bu kurul, başvuruları tek tek değerlendirecek. Bu kurul, başvuruların kabul edilip edilmeyeceğine ve bazı hakların iade edilip edilmeyeceğine karar verecektir. Dolayısıyla her başvurunun kabul edilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Kurulun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bizim nihai hedefimiz terörün tamamen sona ermesidir. Asıl önemli olan budur. Terör bittiğinde ülkemiz kazanacaktır. "Terörsüz Türkiye"; ülkenin aydınlık geleceği, yarınlara güvenle bakabilmesi, yatırımın artması, istihdamın çoğalması ve hukukun daha güçlü işlemesi demektir. Elbette bu süreçte farklı görüşler ve tartışmalar olacaktır. Ancak bizlerin ve sizlerin bu süreci vatandaşlarımıza doğru anlatması büyük önem taşıyor. Bu amaçla Adalet Bakanlığı olarak vatandaşlarımızın en çok sorduğu sorulara cevap veren, 50 soru ve 50 cevaptan oluşan pratik bir el kitapçığı hazırladık. İşte vatandaş bana da sokakta soruyor: "Bu düzenlemeden APO yararlanacak mı?" Hayır, yararlanmayacak. "Kaç yıl sonra bunlar gelip Türkiye’de siyaset yapabilecek?" gibi sorular da soruluyor. Bu tür soruların tamamına yönelik açıklayıcı cevaplar hazırladık. Bu yeni bir yasa. İnşallah Meclis’ten de büyük bir uzlaşıyla geçer. Şu ana kadar 360’ın üzerinde milletvekilinin desteği söz konusu. Ben şahsen Genel Kurul’da 400’ün üzerinde oyla kabul edileceğine inanıyorum. Bu da hem Meclisimizin hem de vatandaşlarımızın bu yasanın yürürlüğe girmesi konusunda ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor" dedi.

"Sosyal medya yasası çıktığında sorunlar çözülecek"
İnternet medyasında mutlaka sorumlu bir kişinin bulunması gerektiğini ifade eden Bakan Gürlek, gazetecilerin sorularına cevap verirken, "Bir haber sitesinin künyesi olmalı. Künye var gibi görünse de çoğu zaman sahte isimler kullanılıyor. En başta da söylediğim gibi, sosyal medya yasası çıktığında bu sorunların büyük ölçüde, yaklaşık yüzde 90 oranında çözüleceğini düşünüyoruz. Artık sosyal medya hesabını kullanan kişinin de, internet haber sitesinin de hukuki anlamda sorumlusu olacak. Ancak her suçta savcılık doğrudan sosyal medya hesabının sahibini sorgulamayacak. Biz bunu da düzenledik. Burada katalog suçlar esas alınacak. Eğer bu suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphe varsa savcılık veya mahkeme ilgili platforma yazı yazarak "Bu hesabın sahibi kimdir?" diye soracak. Böylece hesabın gerçek sahibi tespit edilerek hukuki sorumluluğu ortaya çıkacak. 5651 sayılı Kanun’da da yeni düzenlemeler yapılabilir. Sizin dile getirdiğiniz hususlara ben de katılıyorum. Çünkü uygulamadan gelen biri olarak savcılarımızın yaşadığı sıkıntıları biliyorum. Savcı yazı yazıyor, "Bu internet sitesinin sorumlusu kimdir?" diye soruyor; ancak cevap alınamıyor. Çünkü ortada bir sorumlu yok. Vergi kaydı yok, genel yayın yönetmeni yok, adres yok. Bir muhatap bulunmuyor. Mutlaka bir irtibat kişisinin olması gerekiyor. Az önce Sayın Başkanımıza da bu konuda söz verdik. Sizlerin hazırlayacağı kanun değişikliği ya da yeni kanun çalışmasına önem veriyoruz" şeklinde konuştu.

"Hâkimlerimizin yapay zekâdan faydalanabilmesi konusunda çalışmalar yürütüyoruz"
Adalet Bakanlığı bünyesinde Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü aracılığıyla yapay zekâ altyapısı oluşturduklarını söyleyen bakan Gürlek, "Özellikle bazı kanun uygulamalarında ve hâkimlerimizin yapay zekâdan faydalanabilmesi konusunda çalışmalar yürütüyoruz. Şu anda da çeşitli uygulamalardan yararlanıyoruz. Sizin ifade ettiğiniz gibi yapay zekâ kullanılarak sosyal medya hesabı açılması veya haber üretilmesi konusunda şu an teknik anlamda yürüttüğümüz özel bir çalışma bulunmuyor. Ancak yapay zekâ ile ilgili yeni projeler başlattık. Özellikle vatandaşlarımızın adalete erişimini kolaylaştırmak ve benzer olaylarda verilmiş yargı kararlarına daha hızlı ulaşılmasını sağlamak amacıyla yapay zekâ destekli uygulamalar üzerinde Bilgi İşlem Genel Müdürlüğümüz çalışmalarını sürdürüyor. Bir diğer sorunuz da şuydu: "15 yıl önce aydınlatılamayan bir cinayet bugün aydınlatılıyorsa, o dönemde görevini yapmayan yargı mensuplarının veya emniyet görevlilerinin sorumluluğu yok mu?" Burada şuna dikkat etmek gerekiyor: 15 yıl önce aydınlatılamayan bir cinayet bugün neden aydınlatılıyor? Elbette o günün teknolojik imkânları ile bugünkü imkânlar aynı değil. Bizim kurduğumuz birimin amacı sadece bu dosyalar üzerinde çalışmak" dedi.
Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü, "Arkadaşlarımız yalnızca faili meçhul dosyalara odaklanıyor. İlk soruşturmayı yürüten savcılarımız arasında mesleğe yeni başlamış, bir ya da iki yıllık savcılar da olabiliyor. Bizim uygulamamızda delillerin ilk 48 saat içinde toplanması büyük önem taşıyor. Emniyet ve jandarma teşkilatımızla da bu konuda ortak bir anlayışımız var. Çünkü 48 saatten sonra toplanan deliller her zaman aynı sağlıklı sonucu vermeyebiliyor. Bazen olaylara farklı bir bakış açısıyla yeniden yaklaşmak gerekiyor. O dönemde dinlenmeyen bir tanık olabiliyor. O tarihte baz istasyonu incelemesi yapılmamış olabiliyor. Bugün ise gelişen teknoloji sayesinde DNA eşleştirmeleri yapılabiliyor. Dolayısıyla her olayda mutlaka bir kusur aramak doğru olmayabilir. Ancak şunu açıkça ifade edeyim: Eğer o tarihte görev yapan bir kamu görevlisi görevini kasıtlı olarak yerine getirmemişse, bunun hesabı mutlaka sorulur. Nitekim önceki olayda da bunu gördük. Tutuklananlar arasında emniyet personeli de vardı. Sağlık raporunu sistemden silen sağlık personeli de vardı. Kasıtlı davranış başka bir şeydir, ihmal ise başka bir şeydir. Elbette ihmaller olabilir. Savcılarımızın ve kolluk kuvvetlerimizin yoğun iş yükü nedeniyle bazı eksiklikler yaşanmış olabilir. Ancak kasıt tespit edildiğinde bunun gereği mutlaka yapılmaktadır. Ama 15 yıl sonra dosyaya farklı bir gözle bakılması, yeniden masaya yatırılması, teknik ekiplerin inceleme yapması ve yeni teknolojilerin kullanılması ayrı bir konudur. Burada önemli olan cinayetin aydınlatılması ve failin hukuk önünde hesap vermesidir. Bizim istediğimiz de budur. Eğer burada kötü niyet varsa elbette onunla ilgili de gereğini yapıyoruz"

"Murat Karayılan da bu kapsamdan yararlanamayacak"
Şehit aileleri ve gazilerin baş tacı olduğunu söyleyen Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Kesinlikle onları incitecek bir düzenleme yapmadık, yapmayız. Ben buna asla müsaade etmem. Aynı hassasiyeti Meclis’teki tüm arkadaşlarımız da taşıyor. Bu konuda taviz verilmesi söz konusu değildir. Sizin sorduğunuz diğer konuya gelince; eline silah alıp dağa çıkan ya da örgüt içerisinde yer alan kişilerle ilgili düzenlemeleri açıkça yazdık. Adam öldürme suçuna karışanlar, azmettirenler, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar, bu suçlardan yargılananlar veya hüküm giyenler kesinlikle bu kanundan yararlanamayacaktır. Örnek olarak verdiğiniz Murat Karayılan da bu kapsamdan yararlanamayacaktır. Çünkü adam öldürme suçuna azmettirme fiili söz konusudur. Böyle bir kişinin bu düzenlemeden yararlanması mümkün değildir. En son sorduğunuz konu ise, "Ya terör tamamen bitmezse?" sorusuydu. İnşallah böyle bir durum yaşanmaz. Bizim temennimiz terörün tamamen sona ermesidir. Zaten kanunun yürürlüğe girmesinin birinci şartı da budur. Örgütün feshedilmesi, mağaraların boşaltılması, silahların tamamen bırakılması ve örgütün bütünüyle tasfiye edilmesi gerekiyor. Bu şartlar gerçekleşmezse kanun yürürlüğe girmeyecek. Bunu özellikle açık şekilde düzenledik. Bu konuda yanlış bilgilendirme yapılmaması gerekiyor. Tekrar ifade ediyorum; adam öldürme suçundan hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunanlar, azmettirenler, müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılananlar veya hüküm giyenler, firari olanlar ya da dağ kadrosunda bulunanlar kesinlikle bu kanundan yararlanamayacaktır"

"Gazetecilerle ilgili ayrıca bir yasal düzenleme yapılabilir"
Gazetecilerin çok zor ama bir o kadar da kutsal bir görev yaptıklarını belirten Bakan Gürlek, şöyle konuştu "Yaptığınız bir haber nedeniyle bir örgütün ya da herhangi bir kişinin hedefi hâline gelebiliyorsunuz. Gazetecilerle ilgili ayrıca bir yasal düzenleme yapılabilir. Örneğin doktorlara yönelik düzenlemeyi yaptık. Doktora karşı gerçekleştirilen fiili saldırıyı doğrudan tutuklama nedeni olarak kanuna ekledik. Sizler de gazetecilik görevinizi yerine getirirken, örneğin adliyede haber takibi yaptığınız sırada fiilen kamusal bir görev icra ediyorsunuz. Size yönelik saldırılar ve tehditler konusunda başsavcılıklarımızın gerekli hassasiyeti gösterdiğini düşünüyorum. Ancak bunun ayrıca yasal güvence altına alınması gerekir mi? Ben şahsen bunun değerlendirilebileceğini düşünüyorum. Çünkü sizler yaptığınız haberler nedeniyle doğrudan hedef olabiliyorsunuz. Özellikle örgütler tarafından hedef gösterilme riski taşıyorsunuz. Bu konuda ileride bir düzenleme yapılabilir. Ancak şu an gündemimizde böyle bir çalışma bulunmuyor. Yine de gazeteci bir meslektaşımız tehdit edildiğinde veya örgütler tarafından hedef gösterildiğinde tüm başsavcılarımızın ve savcılarımızın gerekli hassasiyeti gösterdiğine inanıyorum. Bunun yanında, bu alanda yeni bir çalışma yapılması gerektiğini de düşünüyorum. Tekrar ifade etmek isterim ki bu kanunda şehitlerimizin ve gazilerimizin hassasiyetini zedeleyecek hiçbir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kanunun amacı şudur: Terör örgütü tamamen feshedildikten, silah bıraktıktan ve yenilgiyi kabul ettikten sonra toplumda kardeşlik ve uzlaşma ortamının güçlenmesini sağlamaktır. Bununla ilgili elbette teşkilatlarımızın ve siyasi partilerin de çalışmaları olacaktır"
İkinci sorunuzla ilgili olarak ise bence bu yetkinin RTÜK bünyesinde olması gerekir. RTÜK’e bu konuda yetki verilmelidir. Nasıl ki Radyo ve Televizyon Üst Kurulu televizyon yayınlarını denetliyor ve inceliyorsa, benzer şekilde bu alanı da inceleyebilmelidir. Bunun bir madde veya kısa bir yasal atıfla çözülebileceğini düşünüyorum"

"Suç örgütleri son dönemde suça sürüklenen çocukları kullanmaya başladı"
Meclis Genel Kurulu’nda suça sürüklenen çocuklarla ilgili 18 maddelik bir kanun teklifinin görüşüldüğünü ifade eden Bakan Gürlek, "Dün bunun ilk üç maddesi kabul edildi. Geriye 15 madde kaldı. Bu düzenlemeyle bazı suçlarda verilen cezalar artırılıyor. Biz de bu düzenlemeyi destekliyoruz ve önemsiyoruz. Çünkü maalesef suç örgütleri son dönemde suça sürüklenen çocukları kullanmaya başladı. Kanunla birlikte "suça sürüklenen çocuk" ifadesi de değiştiriliyor ve yerine yeni bir hukuki tanımlama getiriliyor. Özellikle 15-18 yaş grubundaki çocukların bazı ağır suçlarda aldıkları cezaların artırılması öngörülüyor. Bunun yanında ailelere de önemli sorumluluklar yükleniyor. Bu konu gerçekten çok önemli. Hepimizin çocuğu var. Maalesef Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olayda da gördük ki aile çocuğuyla yeterince ilgilenmemişti. Bu kanunla birlikte ailelerin, velayet görevini yerine getirmemeleri nedeniyle ortaya çıkan durumlarda hukuki ve cezai sorumlulukları da düzenleniyor. Bunu da önemli bir adım olarak görüyoruz. Kanun şu anda Meclis Genel Kurulu’nda görüşülüyor ve biz de süreci yakından takip ediyoruz"

"Basının gerçekten çok büyük bir gücü var"
Bakan Gürlek, sözlerini şöyle tamamladı, "Gazetecilerin toplumu aydınlatma gibi çok önemli bir görevi var. Ancak bu görevin doğru bilgiyle yerine getirilmesi gerekiyor. Bence sizler kamusal bir görev üstleniyorsunuz. Geçmişte öyle bir ortam oluştu ki bazı kişiler sosyal medya üzerinden "Devlet görevini yapmıyor, bu kişi iyilik meleği." şeklinde algılar oluşturdular. Basının gerçekten çok büyük bir gücü var. Bir kişiyi toplum nezdinde olumsuz göstermek isterseniz bunu başarabilirsiniz. Aynı şekilde olumlu göstermek isterseniz de kamuoyunda farklı bir algı oluşturabilirsiniz. Biz bunu yaşadık. Sosyal medyada bazı kişiler öyle bir şekilde anlatıldı ki sanki devlet hiçbir şey yapmıyor, bütün işleri o kişi yürütüyor gibi bir algı oluşturuldu. Hatta "Türkiye’nin güvenliğini sağlayan kişi" gibi gösterilmeye çalışıldı. Ancak gerçekte durumun böyle olmadığı ortaya çıktı. Benim burada söylemek istediğim şudur: Sizler gerçekten çok önemli ve kutsal bir görev üstleniyorsunuz. Allah yardımcınız olsun"

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.